ABD’nin nükleer koruma şemsiyesinin Avrupa üzerindeki etkisinin azaldığını gören Fransa, başta Rusya olmak üzere çeşitli tehditlere karşı nükleer savunmasını güçlendirmek amacıyla 10 ülkeyle iş birliği sağladı.
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “ileri caydırıcılık” olarak adlandırdığı bu strateji; Fransız Rafale savaş uçaklarının Avrupa genelinde konuşlandırılmasını, yeni altyapıların kurulmasını ve müttefiklerle iletişim, erken uyarı ve istihbarat paylaşım sistemlerinin oluşturulmasını kapsamaktadır.
Bu girişimin nihai hedefi, dünyanın en büyük nükleer cephaneliklerinden birine sahip olan ve Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana nükleer tehditlerde bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e karşı bir güvence sağlamaktır.
Macron’un stratejik danışmanı Xavier Chatel, Varşova’da katıldığı bir güvenlik konferansında, “Bu durum Rusya için zorlayıcı bir durum yaratıyor. Rusların dikkate alması gereken yeni senaryolar mevcut. Proje aynı zamanda potansiyel bir nükleer tehdit anında güçlerimizi tüm kıtaya yayma imkanı sunuyor,” şeklinde açıklamalarda bulundu.
10 ÜLKE BİR ARADA
Macron’un planını ilk kez mart ayında duyurmasından bu yana İngiltere, Almanya, Hollanda, Belçika, Polonya, Yunanistan, Finlandiya, Norveç, İsveç ve Danimarka gibi toplamda 10 Avrupa ülkesi farklı seviyelerde bu girişime katıldı.
Rusya’ya karşı en savunmasız konumdaki üç Baltık ülkesi olan Estonya, Letonya ve Finlandiya projeye dahil olmazken, İtalya da katılım göstermedi.
Avrupalı yetkililer; güvenli iletişim, erken uyarı ve istihbarat paylaşımı içeren bu yeni yapının, ABD’nin NATO müttefiklerini korumakta yetersiz kalması durumunda geleneksel savunmaya da katkıda bulunabileceğini ifade ediyorlar.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise süreçle ilgili olarak şunları belirtti: “Daha gergin bir jeopolitik dönemdeyiz ve Fransa bu stratejik kapasiteye sahip. Bu plan hiçbir şeyin yerini almıyor; ABD’nin nükleer şemsiyesinden elde edilen mevcut garantileri pekiştiriyor.”
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ise “Barış zamanında Finlandiya topraklarına nükleer silah yerleştirme niyetimiz yok. Ancak Rusya için stratejik bir ikilem yaratmayı hedefliyoruz. Bilgi edinmenin ve sürece dahil olmanın güvenliğimiz açısından faydalı olacağını düşünmekteyiz. Bunun sonuçları belirsiz ama muhtemelen 10 ila 15 yıllık bir süreç içinde şekillenecek,” dedi.
ÖNEMLİ OLAN ‘FRANSA’NIN HAYATİ ÇIKARI’
Fransız nükleer doktrini, ülkenin “hayati çıkarları” tehlikeye girdiğinde nükleer silah kullanımını öngörmektedir.
Yeni politikayı açıkladığı konuşmasında Macron, bu çıkarların sadece Fransa sınırlarıyla sınırlı olmadığını vurguladı ve “En yakın ortaklarımızın tehlikede olması bizim hayati çıkarlarımızı etkilemez mi?” diye sordu.
Tahminlere göre yaklaşık 290 nükleer savaş başlığına sahip olan Fransa, uzun bir aradan sonra nükleer silah üretimine yeniden başlayacağını ve stok miktarını artık açıklamayacağını duyurdu.
Fransız yetkililer, Avrupa güvenliğinin kendileri için doğrudan önem taşıdığına dikkat çekerek Fransa’nın caydırıcılığının daha inandırıcı olduğunu savunuyorlar.
‘ABD’Yİ İKAME EDEN BİR YAPI DEĞİL’
Fransa ortaklarıyla toplu bir nükleer kulüp yerine 10 ayrı “yönlendirme grubu” aracılığıyla ikili görüşmeler gerçekleştiriyor. Ancak bu yeni nükleer kalkanın kapsamı ABD’nin sunduğu koruma kadar geniş değil.
Bunun sonucunda ortak ülkelerdeki savunma yetkilileri Fransa’nın kendilerine ilettiği bilgileri karşılaştırmak üzere birbirleriyle iletişim kurmaya yöneliyorlar.
The Wall Street Journal’a konuşan MIT nükleer güvenlik profesörü Vipin Narang ise “Hiç yoktan iyidir? Muhtemelen öyledir. Fakat bu ABD’nin genişletilmiş caydırıcılığının alternatifi değildir ve böyle algılanmamalıdır. Fransızlar da bunun farkındalar. Geçmişteki Amerikalı yetkililerden biri olarak bunun gerekli olması beni üzüyor ama Fransızlar önemli mesafe katetti,” dedi.
Paris ve diğer birçok Avrupa başkentinde görüşülen konu ise ABD’nin devasa stratejik cephaneliğini kendi topraklarını korumak için ayırdığı ve Avrupa’nın ana koruyucusunun NATO programına bağlı Soğuk Savaş döneminden kalan B-61 yerçekimi bombaları olduğu yönünde şekilleniyor.
B-61 bombalarının modern savaşta etkisini kaybettiği ve gelişmiş Rus hava savunması karşısında sınırlı tehdit oluşturduğu belirtilmektedir. Buna karşın Fransız Rafale uçaklarının taşıdığı ASMP-A seyir füzelerinin Rusya’nın büyük şehirlerine saldırmak üzere tasarlandığı ve hedeflerine ulaşma ihtimalinin yüksek olduğu ifade ediliyor.